Karmylassos, Levisse Köyü, Kayaköy, Hayalet Köy… Ne şekilde anmak isterseniz isteyin burayı gezmek hepimize köklü bir tarihin kapılarını aralıyor. Lakin Kayaköy’ün tarihini bilmeden ziyaret etmek gezinizi biraz yarım bırakabilir. Hikâyesini okuyup buralara gelmek, sadece bir kaya parçasını görmekten çok daha fazlasını size hissettirecek. Dokunduğunuz her bir taş, başka bir ailenin anılarını sizlere gösterecek.

Kayaköy’ün Hüzünlü Tarihi

Likya Uygarlığı kentlerinden olan Karmylassos yani bizim bildiğimiz ismi ile Kayaköy’ün geçmişinin MÖ 3 binlere kadar uzandığı söyleniyor. Karmylassos’tan sadece kaya mezarları ve lahitler günümüze kadar gelmiş. Şu an gördüğümüz Kayaköy yapıları, 19’uncu yüzyıldan sonraki tarihin izlerini yansıtıyor.

Osmanlı Dönemi’nde Rumlar Karmylassos şehrinin kalıntılarına can vermek için buraya yerleşmeye karar vermiş. Yeniden ayağa kalkan bu yerleşim yerini de Levissi ismi ile anmışlar. Doç. Dr. Mustafa Gökçe’ye göre ise 1400 yıllarda Kayı ve Karakeçili Yörükleri de bu bölgede yaşıyormuş. Yörüklere ait mezarlardaki damgalar ve izler buna kanıt olarak gösteriliyor. Anlayacağınız Türkler ve Rumlar aynı bölgede uzun yıllar boyunca yaşam sürmüşler. Rumlar bu köyde yaşam sürerken, Türkler de ovalarda hayatlarını idame ettirmiş.

Mübadele Zamanları

Rumların küçük bir köy olarak kurduğu Levissi Köyü, yıllar içinde gelişmiş ve hatta dışarıdan göç almış. En sonunda bir kasabaya dönüşmüş. Hatta Karya isminde bölgenin ilk gazetesi de burada basılırmış. Bu dönemlerde, Levissi’nin refah içinde oldukça keyifli ve güzel zamanlar geçirdiği söyleniyor.

Daha sonra, 1880’li yıllarda Anadolu’nun batısında ayaklanmalar başlamış ve olayların ardından Türkler ve Rumlar arasında da sorunlar çıkmış. Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasının ardından Yunanistan ve Türkiye arasında imzalanan Mübadele Anlaşması(30 Ocak 1923)’na göre de Hristiyan Rum ve Türkler Yunanistan’a, Yunanistan’daki birçok Müslüman da Anadolu’ya göç etmek durumunda kalmış.

Köyü terk etmek zorunda kalan Rumlar, gidip tekrar döneceklerini düşündükleri için eşyalarını Türk komşularına emanet etmişler. Ancak ne yazık ki giden Rumlar bir daha hiç dönmemiş. Boşaltılan köylere ise Yunanistan’dan gelen mübadiller yerleştirilmiş fakat buradaki yaşama uyum sağlayamamışlar. Çünkü yamaç aşağı kurulmuş Levissi Köyü, çiftçilik ile uğraşan yeni sakinleri için pek uygun değil. Bölge, alışmış oldukları yaşam alanından biraz farklı gelmiş. Haliyle bu aileler, etrafta daha uygun alanlara doğru yerleşmeyi tercih etmişler. Anlayacağınız, Kayaköy bir kez daha terk edilmiş.

Tüm bu olayların ardından köy, Hayalet Köy olarak varlığına devam etmiş ama yine kendi huzuru ile baş başa kalamamış. Tahmin edersiniz ki böyle yerlerdeki gömü efsaneleri meşhurdur. O dönemlerde de gömü bulmak umuduyla Kayaköy’e gelenler evleri yağmalamış ve birçok yapıya zarar vermiş. 1957 yılında yaşanan 7.3 depreminde evlerini kaybedenler, Kayaköy’deki evlerin kapılarını ve pencereleri alıp götürmüşler. Nihayetinde köy yine tam bir Hayalet Köy olmuş.

Hikâyesi ile kalpleri sızlatan Hayalet Köy yani Kayaköy, günümüzde ise ziyaretçilerine kapılarını açıyor.

Yukarı Kilise(Taksiyarhis Kilisesi), köyün en tepesinde konumlanan en büyük iki kiliseden biri. Hâlâ tadilat sürecinde olduğu için de şimdilik içeri girip gezemiyoruz.Diğer büyük kilise de Aşağı Kilise(Panaghia Pirgiotissa) olarak geçiyor. Yukarı Kilise’ye göre daha sağlam çünkü 1960 senesine kadar cami olarak kullanılmış. Hz. İsa ve havarilerini resmeden freskler oldukça dikkat çekici ama kilise kapalı olduğu için buranın da içine girip gezemiyorsunuz.Kayaköy’de ortalama 14 adet şapel bulunuyor. Köyde gezerken bol bol göreceksiniz. Üzerindeki haçlardan tanıyabilirsiniz.Levissi zamanında kızlar ve erkekler ayrı okullarda eğitim görüyormuş. Bu yüzden köyde iki ayrı Rum okulu bulunuyor. Kızlar Okulu, Turabi Çeşmesi’nin üst kısmında konumlanırken, Erkekler Okulu da Yukarı Kilise’nin kuzey batı kısmında bulunuyor. Buradaki okulu bitirip eğitime devam etmek isteyenler ise İstanbul, Atina ve Rodos şehirlerine gidiyordu. Eğitim dili ise Rumcaydı.Buğday öğütmek için kurulan yel değirmenlerini ise yüksek tepelerde görebilirsiniz.Turabi Çeşmesi hemen yol üzerinde bulunuyor. Eski Çeşme diye de anılıyor. Günlük su ihtiyacı her evin sahip olduğu su sarnıçlarından sağlanırken, içme suyu ise Turabi Çeşmesi’nden gideriliyormuş.Fethiye Kaymakamlığı’na göre ortalama 3500 adet ev inşa edilmiş. İşin hem ilginç hem de güzel bir detayı daha var. Hiçbir ev, diğer evlerin güneşini kesmiyor.Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, 2011 senesinde 736 tane yapı ile kilise ve şapelleri anıtsal yapı olarak tescil ettirdi