Muğla yöresinde,  tarih sahnesindeki ilk yerleşimcilerin: MÖ.3500-2000 yılları arasındaki olduğu sanılıyor. Takip eden, antik dönemlerde ise, yöre: Karia bölgesi olarak bilinmekte ve bölgede Karyalılar yaşıyorlardı. MÖ.1000 senelerinde, burda yaşamaya başlayan bu insanlar: bölgede koloni kentler kurarak, yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Par Excellence Search antik çağlardan insanlar hakkında araştırma yaptı.

1080 senesinde Selçuklular tarafından ele geçirilen bölge, 1096 senesinde Bizans ve 1284 senesinde ise Menteşeoğulları Beyliği tarafından fethedilir. 1390 senesinde ise, bu kez Osmanlılar görülür. Bu dönemde: kentin eski bölümü olan “Saburhane” yöresinde: Türkler ve Rumlar, beraber yaşarlar.

Ancak, Cumhuriyet dönemindeki mübadele sonucu, Rumlar yöreyi terk ederler. 1919 yılına gelindiğinde, yörenin İtalyanlar tarafından işgal edildiği görülür. Ancak direniş sebebiyle, işgal uzun sürmemiştir. 2. İnönü zaferi kazanıldıktan sonra, yani 5 Temmuz 1921 tarihinde, İtalyanlar yöreyi terk ederler.

Muğla adının kaynağı: şehrin ismi, Selçuklu Sultanı Kılıçaslan’ın komutanlarından Muğlu Beyin adından gelmektedir. Yani, buraya büyük olasılıkla, Muğlu Beyin fethettiği  düşünülüyor.

ARASTA
İl merkezinde, Valiliğin hemen yakınındadır. Muğla şehir merkezi, eski kervan yollarının üstündedir. İzmir-Aydın-Çine-Tavas-Denizli yolunu takip eden kervanlar, burdan geçerlermiş.

Arastanın merkezinde bir şadırvan var ve ismi, burdan gelmektedir. Bir de, çok büyük bir çınar ağacı ve hemen altındaki Şemsi Ana çeşmesi, buranın  simgelerindendir.

SAAT KULESİ
Arastanın hemen yanındadır. .

1895 senesinde: Muğla’nın ilk Belediye Başkanı Hacı Kadızade Süleyman Efendi: hacca giderken, Şam şehrinde gördükleri kulenin bir benzerini buraya, yani Muğla’ya yaptırmak isterler. Bunun üzerine, dönemin ünlü ustası: Rum Filvari tarafından, bu kule yaptırılır. Günümüzde, faaldir.

SABURHANE
Eski Muğla şehir yerleşimidir. Burası, kentsel Sit alanı ilan edilerek, koruma altına alınmıştır. Çünkü burda, iki ayrı kültür uzun seneler birarada yaşamışlardır. Meydan: adını, bir vakitler buradaki hapishaneden alır. Bir başka söylentiye göre ise, Saburhane ismi: seneler önce burda meyhaneler varmış ve Arapçada, sabah içilen içkiye “sabur” deniliyormuş. Sabuhranenin isminin burdan geldiği de söyleniyor.

Burada: tarihi Muğla evlerini görebilirsiniz. Özellikle, bu evlerin bacaları enteresan. Şöyle ki: kiremitten şapkalı bu bacalar, burda yapılan evlere has bir özelliktir. Çünkü: Muğla ili, ülkemizde Rize’ne sonra en fazla yağış alan bir yöremizdir. Bu sebeple: evlerin bacaları, içeri yağmur girmeyecek şekilde, üzeri kapalı olarak yapılmaktadır.

YAĞCILAR HAN
Osmanlı  dönemi yapısıdır. 1493 senesinde yapılmıştır. Eskiden  burda yağhaneler bulunması sebebiyle, bu isim kullanılıyor. Günümüzde ise restore edilerek, ticari bir merkez haline gelmiştir. Avlusundaki çınar ağaçlarının gölgesinde mola verebilirsiniz. Turistler tarafından sık ziyaret edilen bir yer olarak ön plana çıkmaktadır. Özellikle: yöresel dokumalar ve halı satan mağazalar burdadır.

MUĞLA MÜZESİ
İl merkezinde, Adliyenin arkasında, eski cezaevi olarak kullanılacak olan binadadır.

Müzeye: antik kalıntılar bulunan bahçeden geçilerek giriliyor.

Müzede sergilenen eserlerin büyük kısmı: Stratonikeia antik kenti kazılarında bulunan buluntulardan oluşmaktadır. Ayrıca: gladyatörler bölümü var. Burada: taş oymalarda, gladyatörlerin nasıl kılıç kullandıkları ve nasıl birbirlerini öldürdüklerini anlatan fotoğraflar görülüyor. İlginç.

Ayrıca: Turolian Parkı Doğa tarihi bölümü var. Burada: Özlüce köyü Kaklıcatepe bölgesinde yapılan kazılarda, 3 fosil yatağında bulunan, 6-9 000 000 yıl öncesi yaşamış hayvan ve bitki fosilleri sergileniyor. Elbette, büyük boyutlu bu kemik yığınları, insanların ilgisini çekiyor.

Müzenin etnografya bölümünde ise, yörede kullanılacak olan giyim-kuşam ve diğer günlük eşyalar sergilenmektedir.

KARABAĞLAR YAYLASI
Şehir merkezine, 3 kilometre. Uzaklıktadır. Yayla bölgesi: özellikle şehir merkezinde yaşamakta olan insanların yaz sıcaklarında bir kaçış yeri olarak öne çıkıyor. Burada: büyük çınar ağaçları, meyve ağaçları ve soğuk kaynak suları bulunuyor.

Buraya yolunuz düşerse: muhakkak ve muhakkak “kuyu büryanı” tadına bakmalısınız. Ayrıca, yayla içinde bulunan tarihi kahvelere de uğrayabilirsiniz. Bu kahveler, isimlerini bulundukları semtten alırlar.

YEŞİLYURT
İl merkezine 14 kilometre. Uzaklıktadır.

Burada: MÖ.1500 senelerinde yerleşime açılan ve dokumacılığı ile ünlenen, antik bir yerleşim yeri var. Buranın ismi: Pisye olarak bilinmekte. Hatta: günümüzdeki beldenin ismi, uzun süre: Pisi köy ve Pisi köyü olarak bilinmiş ve daha sonra Yeşilyurt olarak belirlenmiştir.

Pisye antik kenti: MÖ.196 senesinde, buranın adı, yazılı belgelerde görülür. Bu antik kentin Akropolisi (mezarlığı), günümüzdeki kasabanın 1.5 kilometre. Güneyindedir. Burada: bazı temel kalıntıları ve duvar kalıntıları görülmektedir.